31.05.2012

Ört de nereyi?

- Öhöm öhöm.Bugün de bi' eleştiri yazısı yazmak niyetindeyim.Kaç gündür konuları topluyorum aklımda.Topluca yazmak daha pratik ayrıca.Neyse,başlıyorum.Hazır ol.
  Başörtü takan kadının bi' ideolojisi,savunduğu bi' fikri,bi' amacı olmalı ki bunu uygulamaya geçirerek artık meşrulaştırmış oluyor.Demek istiyor ki;'Ben kendimi dışarıdan,maddiyattan,gözlerden sakınıyorum.İbadetimi uygulamaya dökerek bunu ispatlamak amacım.'Şimdi şöyle düşünelim;başı açık olan bi' kadına dışarıdan bakınca ibadetinin ne derecede olduğunu anlayamazsın.Belki imanı bütündür;belki de zayıf.Hatta saçı açık bi' kadının namaz kıldığını duyan bazı insanlar şaşırır;'Helal olsun;açık ama namazını da kılıyor.','Aa,hem de açık.Bravo valla.'gibisinden.Ancak başörtü takan kız bu tip bi' ön yargı oluşturmamak için örtüsünü takar.Ee takmakla bitmiyor ki iş.Sen bi' sorumluluk alıyorsun bi' kere.Senin o örtüyü takmaktaki amacın;'Bakın,ben kendimi kötülüklerden sakınmak amaçlı örtümü takıyorum.Anlayın ki ben artık kendime,davranışlarıma,sözlerime çok daha fazla özen göstereceğim;görünmeyen ibadetimi görünür kılmak için.'olmalı.Ancak sen;'Başörtümü de taktım.Bu bana yeter.Artık tamamım.Cennete ön sıradan biletimi alarak torpili de kaptım.Oley.'dersen komik olursun.Düşün ki başı açık ancak kendini söz ve davranışlarıyla sakınan bi' kadın mı yoksa başı kapalı olup ahlaka uymayacak o örtüye yakışmayacak davranışlar sergileyen mi cennete gider?Sırf o örtü başında diye cennete almaz seni kimse.Açık olan kız ise cennete takvasını da alır gider tın tın.Oh mis.
  Önemli olan zaten baş örtmek değil.Kalp örtmektir.Neye karşı?Şeytana,vesveseye,kötülüğe,günaha,harama karşı.Allah-u Teala'nın ilk sözünü ettiği örtü takva örtüsüdür.Takvası olmayan kadın,örtü takmış ne fayda?Ha çırılçıplak ha örtülü ne farkeder?O örtü tek başına sadece bi' kumaş parçasıdır.Anlamı yoktur ki.Cansızdır.Ona anlam katan davranışlardır,sözlerdir,görünmeyen ibadeti görünür kılma arzusudur.
  Madem ki başını örttün;ondan önce içini ört.Aksi halde;'İç örtmeden o örtünün hakkını vermeden dünya malından ödün vermeden bi' güzel yaşarım.'diyorsan çıkar o örtüyü.Ha örtü takmışsın ha takmamışsın;ne farkeder?Sırf başında örtün var diye ne cennetten torpilin olur ne de seni adam yerine koyarlar.En azından açık olan kız niyetini belli eder.Hani o yaparsa;'Olabilir.Zaten aksini iddia edecek bi' gövde gösterisi de yapmamış.Sorumluluğunu alıp da çiğnediği bi' değer de yok görünürde.'der insan.Ancak o örtüyü kullanıp onun arkasına sığınıp iş pişirir saman altından su yürütürsen sana sadece;'Yazık.' ve 'Dönek.'denebilir.
  

21.05.2012

Ah-kıl

 - Diyorlar ki;'Yabancıları taklit etmeyin,onlar gibi davranmayın,onlara ait yiyecekleri yemeyin,..'falan fistan.Mesela çarşaf giyen bayanlar,şalvar giyen beyler kendilerini sözde dış dünyaya kapamış dininde imanında insanlar ya hani;altlarında son model arabalar,ellerinde son model cep telefonları var.Garip,değil mi?Hadi o değil de evlerindeki çamaşır makinasını,buzdolabını,düdüklü tencereyi kim getirdi hayatımıza?Ya da ışığı keşfetmedi mi Edison?Telefonu icat etmedi mi Graham Bell?Ee sen bunları kullanıyorsun,sonra bize gelip işine geleni mi savunuyorsun?Sonra bir de sözde milliyetçiler var tabi.Ortada Atatürk fotoğraflarıyla,Türk bayraklarıyla gezinen dallamalar hani.Yabancı dil öğrenmek istemiyorlar,yabancı müzik dinlemiyorlar ya hani;kıçlarındaki don bile Çin'den.Hem yabancıların yaptığı ithal ettiği malları kullanıyorlar;ağızlarından merci,okey,trend,kuaför,bye,.. gibi yabancı kaynaklı kelimeler eksik olmuyor;Victoria Secret'ın mankenlerine göz atmadan Paris Moda Haftası'nın modasına uymadan netbooklarını yanlarından ayırmadan camiye gitmeyip kiliseye özenmeden yapamıyorlar;hem de gelmiş boş boş nâra atıyorlar etrafa.Kullandığımız zaman dilimi bile bize ait değil;dünya saatini,dünya takvimini kullanıyoruz.Neyin peşindesiniz hala?Ne olsun istiyorsunuz?Yozlaşan da sizsiniz,özenti olan da.Madem öyle,bunların hepsinden vazgeçip de öyle gelin konuşun bakalım.Boş başaklar dik durur gerçi,değil mi ama.İlmini değil;bilimini almak lazım dünyanın teknolojisinden,velinimetinden,bize kurdukları tuzaklardan uzak kalmamak için.İnsan bu kadar mı ah-kıllı olur.

Oy-uncuk

 - Oyuncular müstehcen sahnelerde rol aldıkları zaman;'Biz oyuncuyuz,profesyonellik bunu gerektiriyor,hem günlük hayatta olanı yansıtıyoruz ki.'türevi şeyler diyip kendilerini üste çıkarmaya çalışıyorlar.Peki,madem ki günlük hayatta herkesin yaptığı şeyleri oynuyorsunuz;o halde niçin kadın oyuncular cımbızla kaş,bıyık falan alıp ağda yapmıyorlar doğru dürüst ve detaylarıyla.Sonuçta birbirlerini götürürken gayet güzel beceriyorlar en ince ayrıntısına kadar.Hem niçin tuvalete gidip ihtiyaçlarını gidermiyorlar?Yiyişirken gayet iyiler.Niçin oralarını buralarını kaşımıyorlar?Bunlar iğrenç değil ki,günlük hayatta herkesin yaptığı şeyler.Yoksa işlerine gelen kısmı yapmak fantazilerinin arasında mı yer alıyor?Sette erotizm gibi.Ne yani,yoksa iç dünyalarında bastırdıkları arzuları sözde rol adı altında ortaya çıkarmak mı amaçları?Dizilerde,sinema filmlerinde,tiyatrolarda bile öpüşüp koklaştıktan sonra adları hemen sevgili olarak birlikte anılmaya başlanıyor.Ki gerçekten sevgili olmuş oluyorlar.Bu nasıl profesyonellik ki,rol için seviştiği insanla rol dışında da sevişiyor?Niçin rolü gerçek hayatına da taşıyor?Demek profesyonel değiller söyledikleri gibi.Gerçek hayatı rolleriyle karıştırıyorlar.Duygularını sokuyorlar canlandırdıkları karaktere.
   Hem neden her türlü yapımda rol almıyor bu oyuncular?Madem ayrımsız,mesleklerinin gerektirdiğini yapıyorlar;o halde düşük bütçeli yapımlarda niçin göremiyoruz oyuncuları?
   Bence oyuncu dediğin,seçici olmalı.Kendi karakterine,bulunduğu toplumun örf adetlerine uygun rollerde yer almalı.Bazılarına sadece gülmek yakışıyor,bazılarına da sadece hüzünlenmek mesela.Sonuçta gerçek oyuncu kendine hangi rolün yakıştığını bilendir.Kalite dediğin bu değil de nedir?

Azıcık Ayı

- Kimileri,açık sözlülüğün altına sığınıp alttan alttan hakaret ediyor.Bunun adı açık sözlülük falan değil,bunun adı patavatsızlık sadece.Ve patavatsızlık da ayılığın bi' türüdür.Söylemek istediklerini açık sözlülüğün altına sığınarak rahatça söyler bunlar.Söyledikleri kişi kırılır mı,üzülür mü,ne yapar hiç umurlarında olmaz.İşte biz bu tiplere kısaca,tip diyoruz.'Ayh kız,kilo mu aldın sen.'diyen bir tip bunu diyet yapmaya çalışan birine söylerse anlayın ki bu kişi ayıdır.Ya da o kişi gerçekten kilo vermiştir ve sevgili tip sadece karşı tarafı sinirlendirme eğilimindedir.Şöyle de olabilir,kişi kilo almıştır.Ve bunun için üzgündür.Ancak bu tip,gelip her şeyi daha da zorlaştırır.Hoşuna gider böyle konuşmak.Fantazisidir bir nevi.Bir de yeni bir mont almıştır kişi.Tip olan kişi de gelip yanına;'Bu ne böyle,çuval gibi.'derse o tipe de biz ayı diyebiliriz.Beğenmese bile bunu söylemez insan.Ya da yorum yapmaz.Ki zaten montun modelidir bolluk ve sevgili tip de bunu ya mal olduğu için anlamaz ya da kıskançlıktan kudurduğu için ne hakaret etsem de açık sözlülüğümü konuştursam diye düşünür.Amacı karşısındakini onare etmek,onunla yapıcı konuşmak olmalıyken o tercihini kıskançlıktan,fesatlıktan,yıkıcı konuşmaktan yana yapar.Açık sözlülük;bir eleştiri yaparken yapıcı olmaktır ki kötü düşüncelerden arınmış olarak saf duygularla karşısındakini kırmadan,üzmeden,gücendirmeden konuşabilme sanatıdır.Bunu becerebilen insan,sanatçıdır.Karşı tarafın bu durumdan hoşnutluğu ise ortaya çıkan sanat eseridir.Ki zaten konuşabilmek de bir sanattır,doğru konuşabilen bir insan da sanatçıdır,doğru konuşabilmek de bir sanat eseri konumundadır.Mesela;'Bu ruj cilt rengine pek uymadı,bak bu parlatıcı daha çok yakışır yüzüne.' ya da 'Sadece nemlendirici sür,dudakların zaten güzel.'gibi.
   Tiplerden uzak durmak mutluluğun kapısını açabilecek tek anahtardır.Sonuçta,doğru ve seçici arkadaş seçimi de burada olaya dahil olur.

Ufak Sızıntılar


-  Ağda yapan bir erkek arkadaşın olsun istemez misin?Elinden cımbızı ve aynası eksik olmasın.Rimel sürsün kirpiklerine.Renkli parlatıcı alsın kendine.Ojesiz çıkmasın evden.
    Her ay regl ağrıları çeken bir erkek arkadaşın olsun istemez misin?Ayaklarına çorap giysin.Papatya çayı içsin.Sıcak su torbası koysun karnına.Yataktan kalkamasın.Her şeye yetişmeye çalışsın yine de.
    Cam silen bir erkek arkadaşın olsun istemez misin?Yemek yapsın her akşam en çeşitlisinden.Evi silip süpürsün detayıyla.Yatakları toplasın her sabah.Toz alsın şöyle uzana uzana.
    İkinizin çocuklarını doğuracak bir erkek arkadaşın olsun istemez misin?Her gece uykusunu bölüp ağlayan bebeğinizi emzirsin.Karnı deforme olsun.Göğüsleri çatlasın sütten.Uykusuz kalsın.Çocukluk çağına geldiğinde ona kahvaltı hazırlasın her sabah.Dersleriyle ilgilensin sonra.İlk aşk için uyarsın onu.Ergenlik çağında sivilceleriyle oynamaması gerektiğini söylesin.Orada burada sürtmemesi için arkasını kollasın hep.Hep anlayış göstersin.Şımartsın onu.
    Koynuna girdiğinde mis gibi kokan bir erkek arkadaşın olsun istemez misin?Ne deterjan ne yemek ne ter koksun.Şımartsın hem seni.Dır dır da etmesin.Her şeyden memnun görünsün.Her gece senin olsun.
   Hiçbir şeye şikayet etmeyen her şeye tebessüm eden bir erkek arkadaşın olsun istemez misin?Ayakta durmayı becerebilsin tüm yorgunluklara karşın.Rüya gördüm demeyi bilsin kabustan uyanıp.Ağlayası varken şen kahkahalar atabilsin ayrıca;kederini,sinirini içine atarak.Hepsini aynı anda yürütebilmeyi öğrensin.Hem anne olsun çocuklarınıza hem eş olsun sana hem bakımlı olsun kendine hem ev adamı olsun yuvanıza.
   Ya da sadece kendini senin yerine koyabilecek bir erkek arkadaşın olsun istersin ki anlasın gelecek vadetmeyen geleceğinin ufak sızıntılarını şimdiden.